Insana dair hersey

Wednesday, February 28, 2007

Ogrenci Alemi


Size reklam gibi gelecek ama ben bu siteyi cok seviyorum.Tam anlamiyla bizim cocuklarin bir basarisi.Hep boyle birseyler olmali , olsun diyordum di bunu basardi gencler.Onlari tebrik ediyorum ve basarilarinin devamini diliyorum.Site cok canli Bati Trakya ile ilgili hemen hemen hersey var.En onemlisi ise site yasiyor onu yasatiyorlar .Forumlarda konusulan konulari gormenizi ve takip etmenizi isterdim.Bu genc nesil gercekten cok muthis .Tesekkurler gencler.

Siteyi ziyaret etmek icin buraya tiklayin.

Friday, December 08, 2006


Bunu yillar once soyliyecegim hic aklima gelmezdi .Evet simdi bunu soylemek gercekten beni cok mutlu ediyor.Hernekadar tekrardan universite ogrenci olsamda (master yapmayi tercih ederdim) ogrenci olmak ,universitenin havasini solumak gercekten cok guzel birsey.
Hele hele birde universite Patra'da olunca daha da guzel oluyor.Neden mi Patra, alttaki fotograf sanirim herseyi daha iyi anlatiyor ;)
Patra ve dahasi ogrenciligim hakkinda daha bircok seyi yazmayi planliyorum ama hersey sirayla .

Thursday, September 07, 2006

İlişkiler hakkında yazılmış eski bir yazı ...

İlişkiler.İlişkiler!!! benim burada çözemediğim bir olgu.Şu anda Türkiye sınırları içerisinde yaşıyorum.Ama insan ilişkileri bana o kadar zor ve karmaşık geliyor ki anlatamam.Bazen gerçekten çok zorlanıyorum.Anlamayı bir yana bırakın kavrayamıyorum bile.Aslında bana göre en basit insanı bir olgu.Neden bu kadar karmaşıklar peki.Acaba hepimiz kendimizi gizliyormuyuz.Olduğumuz gibi davranmak ve/veya davrandığımız gibi olmak bu kadar zor mu?Neden herkes kendisini kanıtlama peşinde.Ben aslında böyle biri değilim ama iş ortamında böyleyim!!O aslında çok tatlı çok şeker birisidir ama ilk kez tanıştığı insanlara çok soğuk yaklaşır.Burada soğuk derken herhalde ilk tanışma esnasında ağızdan çıkan “merhaba benim adım ...” demek ve bütün gece boyunca Amerika’lıların tabiri ile “cool ” takılmak kasteliyor?Bana göre dolayısıyla hepimiz “cool”’uz ve yalnızız.Sırlarımız pek çok.Biz orada şöyle otururuz burada ise böyle.Sadece ve sadece bir iki kadeh attık mı.Vay anam bülbül kesiliriz.Hatta kendimize göre öyle savunmalar da hazırlamışız ki sorma gitsin.O çocuğu/kızı hiç beğenmedim çok zıpır .Orada da öyle davranılınır mı canım.Tüh tüh ne ayıp.Hiç “cool” değil.Bir de hanımı/beyi eski lise arkadaşlarıyla akşam biryerde görün ne “cool” ne “cool”.Eleştirdiği o kişiyi on defa katlayıp geçmiş.Kürsüde madalyayı hıçkırıklarla boynuna takmış.
Diyeceğim şudur ki yalan yaşıyoruz.Hepimizin hayalleri var.Umutları hedefleri v.s...Belki ait olduğumuz yerde değiliz,belki ait olduğumuz ailenin çocukları olmadığımızı düşünüyoruz belki... belki ...Ama sonucta bugün burada yaşıyoruz.Peki o zaman, burada yaşayıp orada olduğunu hayal etmek doğru mudur?Bence yanlış.Bu gün burada yaşıyorsak biz buyuz.Yarın orada olduğumuzda biz yine aynı olacağız.Değişen sadece mekan ve yaşımız olacak.
İki kişi bir çift oluşturuyorlar henüz toy bir ilişki.Başlangıcta herşey süper .Hatta iki kere süper herkes havalarda.Sebebi ise belli yaşadıkları zamanı yaşıyorlar.Hayalleri ve olmak istedikleri henüz kendilerinde saklı.Bakınız burada carpe diem ‘den bahsetmiyorum.Zamanla ilşkimiz gelişiyor serpiliyor.Bu sürede yavaş yavaş çift birbirini tanıyor.En azından tanıdıklarını düşünüyorlar ki bu da iyi birşey.Çünkü bazıları bunu dahi başaramıyor çünkü yaşamak istedikleri farklı diye karşı tarafta tonlarda kusur bulunuyor ve hayatı kısa da olsa kendilerine zehir ediyorlar.Dönelim mutlu çiftimize.Herşey hala süper.Yemekler,içkiler kimsenin kimseye birşey dediği yok.Derken ilişkide kalıcı adımlar atılmaya başlanıyor.Amanin oda ne :
-Bak bebeğim ben evlendiğimizde senin mini giymeni istemiyorum.
-İyi de daha dün giydim süper olmuş demiştin.
-Olsun evli kadın iken olmaz
Hoppala.Ne oldu peki o bizim sevimli,koruyucu erkeğimize.Galiba beyefendi evlenince başka biri olmayı ve karşısındaki bayanında başka biri olmasını beklliyor.İyide o zamana yaşananların yüzde kaçı doğruydu?
Genç çift yine de mutlu olmaya devam ederler.Güzel bir sabah deniz kenarında mis kokulu bir çayla süslenmiş nefis bir kahvaltı.
-Aşkım beni niye kıskanmıyorsun?
-(Afallamış erkek ) Nasıl yani?
-Ne bileyim işte beni hiç kıskanmadığını düşünüyorum
-İyide bebeğim hani sen benden ve kendinden emindin ve beni kızkanclık krizleriyle sıkboğaz etme ben “özgürlüğüme” düşkünüm demiştim.
-Ne alakası var şimdi bunun özgürlükle. “Seven insan kıskanırmış?” Arkadaşım öyle söyledi.
Belki bu ve buna benzer olaylar her ilişkide olmuyor.Ama benim gözlemlerim bu yönde. Bence biz herşeyden önce kendimize güvenmiyoruz.Dolayısıyla karşı tarafta birşeyler arıyoruz.Bir güvensizliktir almış başını gidiyor.Böylelikle aslında çok iyi çiftler ayrılıyor yada daha sonra bunu yapan ben değilim dedirten şeyler yapıyoruz.Kaybeden biz oluyoruz.Neden?Çünkü olduğumuzla olmak istediğimizi karıştırıyoruzda ondan.Belki de inandığımız ve yaşamak istediğimiz şeylerin ne olduğundan bile habersizis.


Hüseyin Bayram Hüseyin, 12 Ağustos 2005

Yalnızlık ?

Yalnızlık ?
Bazen yoruluyorum,bu hayattan,kendimden .Belki de sıkıldığım aslında kendi yalnızlığım.Bilemiyorum.Hani herkes bir yalnızlık ararya hayatında.Bunu da anlamam aslında.İnsanlar birlikte olmaktan ,paylaşmaktan neden hoşlanmazlar bunu hep anlamak istemişimdir .Sanıyorum daha çok yaşamam lazım belki o zaman anlayabilirim.Kimbilir....
Yine de bence yalnızlık bize göre değil.Sosyal olmalıyız yapımız bu.Dokunmalıyız,sarılmalıyız,sevmeliyiz ,kavga etmeliyiz ve birbirimize kızmalıyız.Ama azar azar ,azarcık olmalı hepsi.Yalnızlığı benim kadar iyi bilen yoktur deme küstahlığı gösterecek kadar cahil değilim.Ben sadece bana düşen payını yaşıyorum .Yalnızlık nedir?Bence aslında çok basit bir soru.Ama cavabı eminim hepimiz tarafından en iyi şekilde bilinmesine rağman sakız gibi bir o yana bir yana evirilip çevirilip uzatılıyor.Artık birine kızdığımızda,babamiz niye eve geç geldin dediğinde,ufak yeğeniniz yorgun argın akşam koltuğa oturduğunuz anda yanınıza gelip oynamak istediğinde siz hep “yalnız kalmak” istersiniz.Ne komik değil mi?Hiç yalnızlığı yaşadık mı acaba?Yalnızlık tek başınıza bir yerlerde olmak yada yaşamak değildir.Buna daha çok inziva denir ve bu inziva işini uzun yıllar yapabilen pek nadir insan vardır.Manastırlardaki rahip ve rahibeler dahi manastır diye küçük bir topluluk oluşturular ki bunun bir aileden farkı yoktur.Burada ekip biçerler ibadet ederler hatta birbirlerine kızıp küsenler bile olur.İçtikleri nefis şaraplar işin cabasıdır.
Bana göre yalnızlık insanın ruhundadır.Derinlerde biryerlerde.Bunu keşfeden artık yalnızlığın ne demek olduğunu bilir.Eksikliği anlıyamayan yada anlamak istemeyende arar durur.Belki bir gün keşfederim edasıyla.
O yüdendir ki aşık olan insanların ağzından şu cümle hep duyulur: “eksik parçamı onda buldum”.Yada İngilizcesi “He/she is my soulmate”
Gerçekten böyle mi?Yoksa sadece yalnızlığını paylaşacak sizin gibi birini mi bulmuş olursunuz?Bence buna benzer birşey.Eğer arayışta yorulup aramayı bırakmamışsanız tabii ki.
Agustos 2005

Max Ehrmann ,ın Desiderata ,isimli siiri

Uzun bir aradan sonra bu aksam cok sevdigim bu siiri bir kez daha okuduktan sonra onun hakkında birseyler yazmak istedim.Siirin kendisini buraya koymak istemedim cunku telif hakki konusu biraz karisik ama isteyenler siire bu linkten http://en.wikipedia.org/wiki/Desiderata ulasabilirler.Bu siiri neden cok sevdigim uzerine aslinda pek cok sey yazabilirim ,ama sanirim en dogrusu bunu siirin kendi buyusune birakmak ve orada aramak .

Thursday, May 25, 2006

Masal nedir?

Gecen gunlerde basimdan gecen bir olayi paylasmak istedim.Dort yaslarinda afacan mi afacan bir yegenim var.Kendisiyle iliski kurmak cok kolay,cunku siz konusmak istemeseniz dahi onun soracak bir sorusu yada olmadi yapmak istedigi birseyler muhakkak vardir.Burada bulundugum bolgece konustugumuz Turkce Istanbul agzindan daha yalin ve biraz farkli.Dogru olurmu bilmiyorum ama ben buna Balkan Turkcesi diyorum cunku tum Balkanlarda konusulan Turkce hemen hemen birbirine benziyor.Turkiye de Trakya sivesi denilen turden.Neyse kisa girisi yaptiktan sonra hikayeme donmek istiyorum.Normalde evde anne babasi ve diger aile buyukleri ben de bunlara dahil olmak uzere kendi yoresel sekliyle Turkcemizi konusuyoruz.Bir aksam gec saatlerde bizim ufaklik tutturdu markete gidelim diye.Yapacak bir is bulmak zorunda bende farkinda olmadan ona Istanbul Turkcesi ile :Koyumuzdeki market sahibinin sabah erken saatlerde kalkip dukkanini actigini tüm gün gelen musterilerine hizmet vermek icin hic durmadan orada bulundugunu aksam olunca da dukkanini kapatip evine uyumaya gittigini izah ettim.Tabii esas beni sok eden yegenimin tepkisi oldu:"Dayi ben bu marketci masalini cok begendim bana bir daha anlatirmisin!!!".Tabii ki ilk basta olayi algilamam biraz zaman aldi.Neyse ikinci defada artik iyicene masal tarziyla anlattim.Tabii bir kez daha istedi .Ucuncu sefer de gayriihtiyari olarak yerel agizda anlatmaya baslayincada tutturdu masal masal diye.Sonra farkina vardim ki ben kendisine iki yil once kukla tiyatrosu olarak kayda alinmis cocuk masallarininoldugu bir DVD seti getirmistim.Tabii ki anlatim dili Istanbul Turkcesiydi.Anladim ki yegenimin aklinda yer edinmis olan masallar muhakkak Istanbul Turkcesiyle olmaliydi.Yoksa masal masal olamiyordu?Acaba masali masal yapan ve onu cekici kilan normal yasantimizin disindan mi olmasiydi.?Hala dusunuyorum...

Wednesday, May 24, 2006

Selam,
Bu ilk yazim.Aslinda sans eseri buradayim.Neden bu sayfayi kurdum onu da henuz cozemedim.Ama sanirim paylasmak istedim.Ne yi mi ?Hayati onun guzelliklerini .
Umarim bu istedigimi basarabilirim,
Huseyin